Skip to main content
Time to read
5 minutes
Read so far

Mîr Bedîrxan, Cizre ve Kürdistan Aslanları

Sun, 01/29/2017 - 20:41
0 comments

Aso Zagrosi

''Bu ülkenin imparatoru Osmanlı sultanı değil, benim..Eğer o benden daha güçlüyse, ben ondan daha soyluyum..'' Bir çok Kürd basın ve yayın çevresinde yukarıda verdiğim alıntı Botan Mîr’i Mîr Bedirxan’a mal ediliyor.

 

Bu bilgi doğru değildir. Çünkü bu bilgiyi veren Fransız yazarı ile Mîr Bedirxan’ın yaşadıkları dönem çok farklıdır. Sözünü ettiğimiz Fransız yazar ve oriyantalist François Pétis de la Croixdır.Sureya Bedirxan

 

De la Croix 1653 yılında dünyaya geliyor ve 4 Aralık 1713 tarihinde ölüyor. O dönemin Fransa’sında iktidarda olan Fransız Kralı 14. Louisdir ve Maliye Bakanı da Jean-Baptiste Colberttir. Bilindiği gibi o dönemin Fransa’sında Maliye Bakanı olan 1. Vezir yada şimdiki Başbakan’a denk geliyordu. Colbert aynı zaman da Merkantist ekonomistlerin babası konumunda olan bir iktisatçıydı. Onun bu rollünden dolayı Corberttizm de deniliyor. Jean-Baptiste Colbert, 1670 yılında François Pétis de la Croix’yi babası gibi Doğu dillerini öğrenmek amacıyla bölgeye gönderiyor. François Pétis de la Croix’ın babasıda Fransız Kralı’nın Arapça ve Osmanlı dilleri konusunda uzmandı ve Kral’ın Baştercümanıydı. Maliye Bakanı Colbert oğlunu da aynı görevi yerine getirmek için gönderiyor. François Pétis de la Croix, 3 buçuk yıl Halep’te, 2 yıl İsfahan’da ve 4 yıl İstanbul’da kalıyor. François Pétis de la Croix 1681 yılında yeniden Paris’e dönüyor ve başka bir dizi görevlerde bulunuyor. Biraz daha detaylara girmek gerekirse François Pétis de la Croix 1674 yılında Haleb’ten ayrılarak Siverek üzeri Amed’e geliyor. François Pétis de la Croix ve beraberindekiler 1674 yılının Nisan ayında Amed’ten ayrılarak Hesenkef’e geliyorlar. Burası o dönem bir Kürd Mîr’ine aitmiş. Şehir halkı Kürd, 10 cami vardı ve nehirin iki yakasını birbirine bağlayan bir köprü vardı. Şehirin çevresinde bazı Êzîdî köyleri vardı. Hesenkef Mir’ine geçiş için vergi olarak bir miktar para veriyorlar. Mir bu paranın dörtten birini kendisine ve geriye kalanı da iki silahlı adamına vererek Cizire’ye giderken yol kesenlere vermelerini istiyor.

François Pétis de la Croix ve yanındaki 60 yolcu Cizire için yolla çıkıyorlar. Kısa bir süre sonra 120 kişiden oluşan bir grup silahlı adam tarafından yolları kesiliyor. Yol kesenler bir suvariyi bunlara gönderiyorlar. Hesenkef Mir’inin refakatçı olarak kendilerine verdiği iki silahlı Kürd gruptan ayrılarak yol kesenlerin şefine gidiyorlar ve kendilerini daha önce tanıyorlarmış. Osmanlı devletine karşı isyan halinde olan Kürd Prens grupta bir Türk ağası olduğunu duymuş onu öldürmek amacıyla yolu kesmiş. Hesenkef Mir’i iki adamıyla gönderdiği parayı “isyancı Kürd Prensine” veriyorlar. Kürd Prens kendilerine güvenliklerini sağlıyacağı sözünü veriyor. Hatta akşam 10 silah adamıyla François Pétis de la Croixların yanına geliyor ve onlarda kendisine ekmek ve tuz ikram ediyorlar.

 

Bu arada François Pétis de la Croix “İsyancı Kürd Prensine” Osmanlı Sultanı ile dostluk ilişkilerinin olup olmadığını soruyor. Kürd Prens cevaben : “İmparator olan benim, eğer o benden daha güçlüyse ben ondan daha soyluyum” diyor. François Pétis de la Croix’nın verdiği bilgilere göre , bu Şeyh’in bir kaç yüz köyü vardı, ülkesi dağlık ve çok güzeldi.. François Pétis de la Croix ve arkadaşları bu bölgeyi terkettikten sonra Cizre’ye varana kadar 3 ayrı akarsuyun Dicle’ye aktığını tespit ediyorlar. Cizre’ye vardıklarında iki ayrı kalenin garnizonda tüfekle atış yapılıyor. Yazarın verdiği bilgilere göre bu atışların amacı Osmanlı devletine karşı isyan halinde olduklarının ifadesiydi. Cizre’ye girmeden önce Hesenkef Mir’inin kendilerine rehber olarak verdiği iki Kürdü geri gönderiyorlar.Abdulrezak

 

Yazarın verdiği bilgilere göre “Cizre Kürdleri, Cizre’nin Mezopotamya’nın başkenti olmasını istiyorlar. Çünkü, Cizre Mezopotamya ile aynı anlama geliyor.(Mezopotamya Yunanca iki nehir arası.Aso) Cizre küçük ve çok temmiz bir şehirdir. Evleri tuğladan yapılmıştır. Cizre evleri, köşkleri ve balkonların dış tarafı farklı renklere boyanmıştır. Bir Kürd Beyi yada Kürd Prensi şehrin sahibidir. Kürd Prensin sarayı nehrin kenarındadır. Farklı renklerde olan çok güzel bir saraydır. Şehirde bir saray 15 cami vardır. …………. Nehirin karşı yakasında Êzîdî köyleri vardır.”(Voyage de sieur François Petis, en Syrie et en Perse, sayfa 96)

Yazar gezi notlarında Cizre’den söz ederken “Bir Kürd Beyi yada Kürd Prensi şehrin sahibidir” diyor. Fakat, daha önce Hesenkef’ten çıkarken karşısına çıkan İsyancı Kürd Prensi ile Cizre Mir’i arasında bir bağlantı sağlamıyor. Eğer karşılaştığı isyancı Kürd Prensi Cizre Mir’i olsaydı, birlikte yolculuk ederlerdi. Burada benim karşı karşıya kaldığım sorun François Pétis de la Croix’ya meşhur sözü söyleyen Kürd Prensin Botan Mir’i olup olmadığıdır. Bu sözü söyleyen Kürd Mir’i belki başka bir Kürd Miridir. Belki Botan Mir’ine karşıda isyan halinde olan bir Mirdir. Ama kesin olan şey bu sözü sarfeden Kürd Prensi, Mîr Bedîrxan değildir. Çünkü, François Pétis de la Croix’nın gezi notlarını dikkatli bir şekilde okuduğumuz zaman yazar 1674 Nisan’ında Amed’ten ayrılarak Hesenkef’e geliyor. Hesenkef’ten bir gece konaklandıktan sonra Cizre için yola çıkıyor. Varsayalım 1674 yılının Mayis ayında Cizre vardı. Abdulrahman Bedirxan Kürdistan gazetesinin 13.sayısında „Mîr Bedirxan 1869 öldüĝünde kendisi 16 yaşında olduĝunu ve Mîrin 1806‘da doĝduĝunu“ yazıyor(Yusuf Ahmed Mantik, Bedirxanîkan Malbateki Xebatkar, r.6) Eğer bu bilgilerden hareket edersek Mîr Bedirxan’ın 200 yıldan fazla yaşaması gerekir ki böyle bir şeyin akıl ve mantıkla ilişkisi yok. (http://aso-zagrosi.over-blog.com/article-say-n-evin-cicek-in-makalesi-uzerine-1-51278182.html )

 

Eğer gerçekten Fransız yazarının sözünü ettiği Kürd Mirini tespit etmek gerekirse ve ilahi Botan Mirlerine bağlamak gerekirse elimizde bazı kaynaklar var. Şerefxan Bedlisi Şerefname’de Botan Mirliği üzerine ve özellikle Azizan kolu üzerine geniş bir şekilde duruyor. Yirmi den fazla Mir’in yaşamı hakkında bilgi veriyor. Şerefxan’ın Şerefname’yi bitirdiği tarih 1597dir. O dönem Botan Mirliğinin başında bulunan Mir Şereftir.(Şerefxan, Şerefname, Hasat yayınları, 1990 İstanbul, sayfa 172)Bedirxan

Şerefxan’ın Şerefname’yi bitirdiği 1597 ile Fransız gezgincinin Cizre’yi ziyaret ettiği 1674 yılı arasında 77 yıl var. Acaba 77 yıl boyunca hangi Mirler Botan’ın başındaydı? Bu meşhur sözü söyleyenin Mir Bedirxan olmadığını belgelere dayalı olarak açıkladım. Mir Bedirxan ile Şerefxan’ın sözünü ettiği Mir Şeref arası dönemde Botan Mirliğini yapan Mirler şunlardır: Mir Mehemed, 2. Mir Şeref, Mir Mansur, Mir İsmail, Mir Mustafa, Mir Abdullah ve Mir Bedirxan ayrıca Mir Seyfedin ve Mir Salih var.( Zûlkûf Ergûn Di Peydabûna Edebîyata Kurdî a li Cizîre Botan de kargerîya bajêrevanîyê, sayfa 60) Sayın Kardam 1706 yılında Mir Bedirxan’ın Osmanlı Sultanı 3. Ahmed’e gönderdiği bir mektuptan söz ediyor.( age, sayfa 60) Bu Mir Bedirxan bizim bildiğimiz Mir Bedirxan değildir. Acaba Şerefxan sonrası yada Mir Şeref sonrası 1800’lerin ortalarında Osmanlı devletine karşı direnişe geçen Mir Bedirxan’dan başka bir Mir Bedirxan varmıydı?

 

O zaman bizim Mir Bedirxan’ın ikinci Mir Bedirxan olması gerekirdi. Fakat bugüne kadar böyle bir şey yok.. François Pétis de la Croix’ya bu meşhur sözü söyleyen Kürd Prensi, Kürd tarihinin bir dizi gerçekleri gibi araştırılıp ortaya çıkarılması gerekir.. Bunun için detaylara ilişkin ciddi araştırmalar gerekiyor. Osmanlı Sultanlarına karşı „“İmparator olan benim, eğer o benden daha güçlüyse ben ondan daha soyluyum” diyen Kürd Prensinin bir ismi olmalı ve gelecek kuşakların ulusal hafızalarında yer edinmelidir.

 

 Konumuzla doğrudan ilişkili olmasa dahi François Pétis de la Croix’nın gezi notlarında Cizre ve Pêşxabur arasıdaki gözlemleri çok dikkatimi çekti.. Bilindiği gibi Şêr ve Piling (Aslan ve Kaplan) kavramları vardır. Kürdler çocuklarına Şêrko, Şêrdil gibi isimler verirler. Hatta “Şêr Şer e çi jin çi mêr e” gibi atasözleri var. Kürdistan’da aslan ve kaplanlar olmalıydı ki Kürdler bu hayvanlara kendi dillerinde özgül isimler vermişler. Ama ne zamana kadar bu hayvanların Kürdistan’da varlıklarını sürdürdükleri benim için bir sırdı... En azında François Pétis de la Croix’nin gezi anılarını okuduğum zaman 1674 yılında Cizre Xabur arasında aslanların yaşadığını görüyoruz. François Pétis de la Croix şöyle yazıyor: „Dicle kenarında yolculuk çok hoştu, aslanların kükremesi görülmeye değerdi“ diyor.(age, sayfa 96)

 

Aso Zagrosi

 

Add new comment

The comment language code.

Restricted HTML

  • Allowed HTML tags: <a href hreflang> <em> <strong> <cite> <blockquote cite> <code> <ul type> <ol start type> <li> <dl> <dt> <dd> <h2 id> <h3 id> <h4 id> <h5 id> <h6 id>
  • Lines and paragraphs break automatically.
  • Web page addresses and email addresses turn into links automatically.
CAPTCHA
This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Category