Kurdistan Bayrağı Trajedisi
Ankara Semalarında Yükseltilip, Bağdat Semalarında Yere Düşürülen Kurdistan Bayrağı Trajedisi
Ankara Semalarında Yükseltilip, Bağdat Semalarında Yere Düşürülen Kurdistan Bayrağı Trajedisi
Alî Şêr Bagokî
Kötüler içinde değerlendirme yapmak zordur. İnce bir denge işidir. Ve bu denge gerçeklere dair olmak zorundadır. Millet çıkarlarını esas almalıdır. Milletin çıkarını esas almadığı anda kötülerden birisinin tarafı konumuna düşmekten kurtulamaz insan.
Beyin gözü olan; Dünya, Ortadoğu, TC ve Kurdistan ülkesinde olanları analiz edebilen objektif yaklaşım yetisine sahip herkesin görebildiği gibi; yeşil hastalığı nüksetmis resmi şeriat erekli bu Yeni Osmanlılar, sinsice amaçlarını, kilit noktaları ele geçirdikleri Devlet zincirini yeterli görüyor olmalılar ki her şeyi açıktan oynamaya başladılar.
Negatif etkisini anlamış olsalar gerek;Kurdistan ereklilere, real Sosyalistlere, Kurdistan Welatparezlerine karşı kahredici bir Propaganda olarak kullanıyorlar.
Başkasını bilmem ama beni oldukça negatif etkiliyor.
29 Eylül 2016 tarihinde Irak'ın Başkenti Bağdat'a bazı partilerin üyeleriyle birlikte giden Irak-KDP Başkanı Mesud Barzani, “Kürdistan Bölgesi'nin Irak'tan ayrılmasına ilişkin,“ kendisine sorulan soruya, “Biz ayrılmayacağız. Kürdistan Bölgesi'nin ayrılacağı söylenmesi yanlış. Ancak biz bağımsızlığı talep ediyoruz ve bu da doğal bir hakkımız. Bu konuyu Bağdat'la ele alacağız. Bu mesele karşılıklı anlayış içine olmalı,” yorumunu yapmıştı.
Söylem tercüme edilmeyecek kadar açık ve net.
Kim ne anladı, ne yükledi tartıştığımız konu.
Şöyle bir düşünelim.
Irak Başbakanı Abadi’nin bürosundan yapılan açıklamada: “ Türkiye’nin Musul kontrolünde hiç bir rolü olmayacaktır”.... Açıklamanın devamında ise “ Ülkenin hükümeti Türkiye askeri güçlerini Irak’tan çıkarmak için gerekli girişimlerde bulunacaktır” denildi.
"Demokratik özerklik"ten "öz savunma stratejisi" hendeklere. Hendeklerden kayyuma ve politik kırılmaya, tepkisizliğe, güçten düşmeye ve bitişe..!
Barzani-Abadi Görüşmesinin Perde Arkasi
Dünkü yazıda dile getirdiğim Barzaniler ve PDK gerçeğini, Irak PDK ve Barzani Ailesi Kürd millet lehine tersine çevirebilir mi? Şüphesiz bu imkansız değildir. Ancak bunun için samimi olarak yapılması gereken şeyler vardır.
Kürdistan’ın Güneyi’nde yaşanan krizin esas nedeni milli bir siyasetin ve bunun üzerinde yükselen milli birliğin yokluğudur. Siyasi ve ekonomik krizde buradan kaynaklıdır. Ve bu durumdan diretilmektedir.
Çift ve daha çok başlılık hakimdir. Parlemento işlevsizdir. Başkanlık tartışma konusudur. Herkesi temsil eden bir hükümet ortalıkta yoktur. Milli ordu, istihbarat, bürokrasi paramparçadır. Ekonomi üzerinde denetim yoktur.
Kurtuluş mevcut olan partilerin bir araya gelip sorunu çözmekten değil, Kürd millet düşmanı sömürgecilerimizin başkentlerinden aranmaktadır.
Çeşitli Kürd çevrelerinin bilinçli yada bilinçsiz her hangi bir Kürd şehri hakkında sarf ettikleri negatif sözler her zaman beni rahatsız etmiştir.
Bu son yıllarda da siyasal nedenlerden dolayı Silêmanî’ye hakaret eden ve yargılayanlarda bir hayli çoğalmış bulunuyor. Hatta bazıları hızlarını alamayarak “Osmanlı devletinin Kürd Mirliklerine saldırısının sorumluluğunu da Abdurrahman Paşayê Baban’nın “ üzerine atabiliyorlar..